14 Ocak 2009 Çarşamba

Tanrı,hayat ve bok

anlamıyorum ben tanrıyı,işlerini...belki benim bu küçük insan beynim almıyordur ama teksin,yücesin,herşeye gücün yeter...sorun ne?tanrısın lan!..son noktadasın..bundan ötesi yok..

dine karşı, inanca karşı bir söylev değil benimkisi..herşey tamam da türban niye tanrım diycek değilim?çünkü zaten ben en başını anlamıyorum...bu dünya,bu evren..neden?

tanrıyla aramda özel bir diyalog oluşturduğuma inanıyorum,ona karşı bir kızgınlığım hiç yok mesela,ona inanmamı sağlıycak göstergeler inanmamam gerektiğini söyleyen dış seslerden daha fazla olduğu için inanıyorum...ayrıca tanrı yok dersek,başı ve sonu olmayan dipsiz bir kuyuya düşüyoruz bence...en azından bütün duyularını mataryelistiğe bağlamış "madde insanı" dışındakiler için öyle olmalı..çocukken yanlış olan herşeyin günah olarak tanıtıldığı bir yerde yaşadım..hatta anne babamın benim bu saf duygularımı kullanıp,kendi çıkarları içinde kullandıklarını büyüyünce acıyla farkettim...oyuncalarına kötü davranmak,günahtır!..gibi...sonra bendeniz bunu mahalledeki çocuklara gayette inanarak savunmuştum..bazıları inanıp korkmuştu hatta..."oyuncağına kötü davyanan çocuk cehenneme gidiyo!oyda eziyet göyen oyuncak sen ona ne yaptıysan aynısını sana yapıyo!!ben geçen oyuncak arabamın tekerini kymıştım ama sonra düzeltip,özür diledim ..bebeğimin saçını kesmiştim ama kısa saçlı oldu o,bence iyi oldu yani..iyi bişey ki o.."

büyüdükçe günah işlemeye daha az korkuyoruz..aslında ne kadar komik günahsızken sürekli cehenneme gitme korkusu yaşamak..

tanrıyı şöyle tanımlayabiliriz aslında..yalnız..ve reality şov seven bir karakter..ya da bilgisayar oyunu düşkünü....öldüğüm zaman,tanışma fırsatım olursa sorucam neden diye..belki ayrıcalık falan edinirim peygamberlerin birinden,yusufa gidip "valla denildiğinden daha yakışıklıymışsınız,bu ne yüz,bu ne kol kası,come on baby.." tarzı bir konuşmadan sonra "hamili kart yakınımdır" torpilli ile bir görüşme ayarlayabileceğimi umuyorum...resmen canı sıkılmış,ademi yaratmış...ama tek başına sap bir erkeğinde realityi şovu çok reytingli olmaz tabi..oyunda da ileri yürü,geri yürü.....ademinde canı sıkılmış tabi..ve tanrı kadını yarattı bu noktadan sonra..yarattığı hayata güzellik,cinsellik,incelik,duygu ve entrika girdi...yani daha ne olsun,süper tuttu tanrı bu hayatı.....oyunların olmazsa olmazlarından kurallar ve hileler de yaşamda yerini aldı...konsolda tanrı...ama oyun sarmadı tanrıyı çok.."ben onları izliyim arada, benim etkimin dışında da bişeyler yapsınlar,heyecanlanıyim..ama tabi kontrol hep bende olsun" dedi...demesi yeterdi zaten bilidiğimiz üzere..ol dedi ve oldu bu kadar basit...iradeyi, virüsü nefs ile aynı anda yarattı...artık iradeli ve trojen virüslü adem ve havva daha gizemli ve akıllı..çizilen yol kader ile kendi çizdikleri yol arasında zıplya zıplaya,level atlayarak müthiş bir noktaya geldiler...cennette durumları iyi iken,havva yasak elmadan yedi.,ademe de yedirdi...tanrı o zaman insan oğluna sosyal içerikli ilk mesajını verdi ..."sıçtınız!" ...dedi ve demesi yeterdi tabi...tarihte ki ilk hata ve gerçek anlamda ilk sıçış...elma olayından sonra tanrı cezalar verip,affettikten sonra kavuşan adem ve havva rahatlayıp üredikçe üredi...havva anamızın yumurtasının kaç mmkare sine kaç sperm düşüyordu diye düşünsek hayal gücümüz yetmez muhakkak...(şimdi adem ve havvayı öyle düşünmekte gerçekten garip oluyor sonuçta en büyük anne babamız ve büyüklerin cinsel hayatı lütfen uzak olsun..çok korkunç bence...yani ne biliyim yapmıyolar bilelim,sarılıp uyusunlar onlar sadece...) zaman aktıkça hayat çok değişiyor,insanlar çok değişiyor,her dönemin kendine has derdi, dermanı oluyor...hayat şu zamana kadar geliyor..arada tarihteki onca büyük olaylardan,büyük keşiflerden,büyük düşüncelerden,büyük insanlardan sonra...tam buraya kadar geliyor hayat..tabi yaşayanlar için geliyor buraya kadar..mesela bir bomba düşüyor bir eve ordaki insanların yaşamlarına nokta konuluyor..hepimiz kendimizi oyunun popüler ana karakteri olarak gördüğümüz için, üç noktalı hayatlarımızla,hayatı ünlem olan bir insanın yaşama bakışını anlayamıyoruz...şu hayatta sadece anlam bozukluğu yapan insanları da anlamıyoruz...soru işaretli bir hayat için ise zaten anlam cevapta saklı ..

-neden tanrım?

-sana ne lan!bi de utanmadan yazı yazmış,cücük!tanrıyım lan ben!çarpıl git!

...diyebilir ve demesi yeterli olur bildiğimiz üzere..o yüzden;

töbe töbe..çocukken camiye gittim ben ya....biliyom yani sure falan..hatta eski yazıda biliyom...şimdi ya şeytana ya da nefsime bok atıcam...amin

(bok demeyide ayrı seviyorum,ilk günaha verilen mizahsı bir cezanın ürünü olmasından dolayı..ayrıca herkeste var..erkekler şok olabilir ama bilinenin tersine,kadınlarda yapıyor..öyle çiçekli kalpli falan da değil...kaçınılmaz cezanın zevkine varmayıda iyi ki öğrenmişiz ayrıca...yeeah baybe)

7 yorum:

Bukle dedi ki...

yazını sevdim. bazen bende salak saçma oyun karakterleri olduğumuzu düşünmüyor değilim :) yalnız üç nokta ve ünlem olayını düşünememiştim. okuyunca yarıldım, hörmetler diyorum önünüzde saygıyla eğiliyorum efenim. şeyk it beybi

uzaktan bakan hatun dedi ki...

teşekkür ederim bukle,tanrının yaptığı bu simülasyon yüzünden başının ağrıdığınıda düşünmüyor değilim aslında:)yarattığı bu oyundan ne kadar memnun şüpheliyim.

AlaTurka dedi ki...

gece vakti çok keyifli geldi yazın hakikatten uzun bi süre tebessüm ettirdi...

yamanadam dedi ki...

Gece gece sınav stresinden bunalan bünyeye ilaç gibi geldi bu yazı. Gayet komikti.

uzaktan bakan hatun dedi ki...

bırakmıştım artık bu işleri,1 haftadır blogu açıp bakmıyordum yüzüne..yorumlarınız mutlu etti beni,bu gazla bir süre daha idare ediceğimi düşünüyorum :)

Güllerevurgunum dedi ki...

sen yazmaya devam et, bi okuyan bulunur elbet ;)

geyik potansiyeli olanları aramızda görmek isteriz :)

uzaktan bakan hatun dedi ki...

@güllere vurgunum
çok teşekkür ederim..sizin blogunuzu da beğendim,fikirlerin paylaşılabilindiği yerler,her zaman güzeldir :)